ÇOCUKLARIN ÖZGÜVENLERİNİ GELİŞTİRMEK İÇİN…

ÇOCUKLARIN ÖZGÜVENLERİNİ GELİŞTİRMEK İÇİN…
23 Ağustos 2018 tarihinde eklendi

Yapılan çalışmalar insan beyninin diğer canlılardan 4 temel alanda üstün olduğunu gösteriyor:

Hareketlilik Becerisi: Sadece insan bu denli geniş yelpazeli bir hareket becerisine sahip… Kutuplarda da yaşayabiliyor, uzaya çıkabiliyor, dağlarda binlerce metre yükseklikte köy, kasaba ve şehirler kurabiliyor.

Çölde de yağmur ormanlarında da yaşayabiliyor. Diğer canlılar ise kısıtlı noktalarda yaşamlarını sürdürüyor. Yani hareket etmemizi mümkün kılacak bir beynimiz var, beynimizin potansiyelinin önemli bir bölümü bu beceri için gelişmiş…

 

İlişki Kurma Becerisi: Sadece insan bu denli yaygın ve çok yönlü ilişkiler kurabiliyor. Kendi hemcinsleri ile ilişkileri çok yönlü. Akrabalığı ayrı, vatandaşlığı ayrı, dünya ile ilişkisi ayrı, taraftarlığı ayrı, particiliği ayrı, dostluğu, dindaşlığı, arkadaşlığı ayrı, iş arkadaşlığı farklı…

Hatta farklı canlılarla da ilişki kurabiliyor; kediler, köpekler, kuşlar, balıklar ve onlarca başka hayvanı evlerinde yetiştirebiliyor, onlarla içten ilişkiler kurabiliyor. Aynı şekilde bitkilerle de bunu yapabiliyor. Sadece çıkar ilişkisi değil, dostluk ve sevgi ilişkileri kurabiliyor…

 Dil Becerisi: Sadece insan gerçek anlamda dil üretip, anlayıp, konuşabiliyor. Çevresindeki her şeye ad koyuyor. Somut olmayan durumları da adlandırıyor; duygularını ifade edebiliyor. Anadilinden farklı dilleri öğrenebiliyor, kavramlar icat edebiliyor, yeni iletişim biçimleri bulabiliyor…

 Dönüştürme Becerisi: Olanın üzerine yeni şeyler katıyor, arkasından onun üzerine gene bir şeyler katıyor. Doğanın binlerce yıl önceki halindekinden çok farklı hale gelmesini sağlıyor, uzay aracı yapıyor, uçabiliyor, dalabiliyor, doğada hiç olmayan makinalar, aletler yapıyor.

Resim ve müzik diye iki alanda muazzam eserler ortaya koyuyor, demirden araçlar yapıyor ama bunlar denizde batmıyor, ya da havada uçuyor, geceyi gündüze çevirebiliyor, uzak mesafelere ulaşımı kolay kılıyor…

 

Özgüven, bir insanın “ben neleri bilebilirim, neleri yapabilirim, neleri sürdürebilir ve devamlılığını sağlayabilirim?” sorularına kendisinin verdiği cevaplardır ve bu cevaplar doğrultusunda harekete geçmesidir.

 

Yukarıda belirttiğim dört farklı alanda önce kendi becerilerimizi geliştirir ve çocuklarımıza da bu anlamda destek olursak, özgüven bakımından son derece etkili adımlar atmış oluruz.

 

Bir yakınım anlattı; öğretmen “hadi herkes çiçek resmi çizsin” demiş. Öğrenciler çizerken o da sınıfta dolaşıyormuş. Yakınımın kızının yanından geçerken “bu ne?” diye sormuş. Çocuk “çiçek” demiş. Öğretmen sertçe “mavi çiçek mi olur, adam gibi çiz” demiş.

 

Mavi çiçek olur. Öğretmen bunu bilmeyebilir. Bir an için mavi çiçeğin doğada bulunmadığını kabul edelim. Ama bu öğretmenimiz şunun farkında olsa; “dünyada ilk mavi çiçeği benim sınıfımdan bir kız çiziyor!” Bu muazzam adımın hangi beyin bölgelerinin harekete geçirilerek atıldığını anlasa…

Çocuk, doğada olmayan bir şeyi tasavvur etmiş (beynin dönüştürme becerisi), bunu ifade edip ortaya koymuş (dil becerisi), doğada bulunan çiçeklerin başka hangi biçimlerde var olabileceğini fark etmiş (ilişki becerisi) durumdadır. Yani bir resim ile beyne muazzam bir etkinlik kazandırmış bulunmaktadır. Bunları kullanabileceğini öğrenen çocuğun özgüveni gelişecektir.

 

Öğretmenin şunu dediğini varsayalım: “Aaa, bravo sana. Ben hiç mavi çiçek görmedim. Biliyor musun, sen belki de dünyada mavi çiçeği akıl eden ilk kişi olabilirsin, tebrik ediyorum…” Bu durumda o çocuğun beyni yeni şeyler yapabilme kapasitesini bir adım daha artırmış olacaktı…

Ancak, “adam gibi çiz” denildiğinde, çocuk kendisinin ne istediğini ve neyi yapabilecek kapasitede olduğunu fark etmek ve bunu üzerine odaklanmaktan kaçacak, farkında olmadan, etrafında hazır bulunanın ötesine geçemeyen sıradan bir insan olma yönünde bir adım daha atacaktır.

 

Bu dört alan, bizim çocuklarımıza hangi ev ve sınıf ortamı yaratmamız gerektiğini de güçlü biçimde işaret ediyor:

 

Çocuklarımızın hareket etmesini sağlayalım; her gün mümkünse sokakta oyun oynama olanağı yaratalım. Parklardaki oyun alanları nispeten kısıtlayıcıdır ama gene de iyidir.

AVM’lerdeki oyun alanları beynin ve becerilerin gelişimini aslında engelleyebilecek alanlardır, oralara götürmeyelim. En iyisi sokakta, boş arazide oynanan oyunlardır. Çocukların bu alanlarda özgürce kendi oyunlarını oluşturmalarına destek olalım. Sporla ilgilenmelerini sağlayalım, ama o sporu kendileri seçsinler.

 

Çocuklarımızın ilişki kurmalarını sağlayalım; Bakkala, terziye, dükkana gittiğinizde bırakın çocuk konuşsun, ihtiyacını kendi ifade etsin. Okul gezisi mi var, her sorumlu öğretmenin yanına bir de sorumlu öğrenci seçelim, o öğrenciler geziyi yönetsin, otelle ilişkileri onlar kursun, şoförlerle vb. onlar ilişki kursunlar…

Bir hayvan istiyorsa, evinizin ve sizlerin durumuna göre ya eve alın, ya da sorumluluk almasını sağlayın (sokak kedilerine bakabilir, sevebilir, yemeklerini ve sularını verebilir eğer eve kedi almak istemiyorsanız). Ona sorulan sorulara o cevap versin. Zor durumlar yaşarsa, siz devreye girmeyin bırakın o çözsün.

 

Çocuklarımızın dil becerilerini geliştirelim; buradaki temel kasıt yabancı dil değildir. Müzik de (müzisyenlerin beyninin en aktif beyinlerden olduğunu biliyor muydunuz?) resim de bir dildir.

Bunlardan ve yabancı bir dil öğrenmekten daha önemlisi kendi anadillerini en iyi biçimde öğrenmeleridir; hayatına kitap, roman, öykü, şiir okuma becerisini yerleştirmemiş, kendi dilinin gramerini en alasından kavramamış, 300 – 350 kelime ile Türkçe konuşan kişilerin yabancı dil bilmeleri ve böylece “dil becerilerinin geliştiğinin” iddia edilmesi çok zordur.

Ne yazık ki PISA ölçümlerinde kendi dilimizi kullanma becerisi bakımından son sıralarda yer alıyoruz. Onları konuşurlarken dinleyelim, onların önerilerini alalım, onların yanında kitap okuyalım, onların sordukları her soruya ciddi ve gerekli biçimde cevaplar verelim.

 

Çocuklarımızın dönüştürme becerisini geliştirelim; onlara hazır oyuncaklar almayalım, kendi oyuncaklarını kendileri yapsınlar, arkadaşları ile bir araya gelsinler ve birlikte mesela bir dolap yapsınlar. Birlikte bir roman yazsınlar. Siz bir öykü yazın o bir masal yazsın…

Sınıfın içinde, evin içinde kendi seçtikleri tasarımları uygulaya bilsinler. Herhangi bir cismi seçsinler ve bundan kaç tane farklı cisim, kullanım ortaya çıkarabileceklerini göstersinler.

Olasılıkları çoğaltmak mümkün, ancak bu yazıda hepsini gözden geçiremeyeceğim.

Bir konferansımda katılımcılardan biri, bunlara benzer şeyler anlattığımda; “Hocam o kadar vakit mi var zannediyorsun sen? Ev, iş, zorunluluklar derken bir bakıyorsun gün bitmiş, bu söylediklerini yapmak imkânsız” dedi.

Kendisine anlatmaya çalıştığım şey şu oldu: “bunları yapabilmek için de önce yetişkinlerin kendi hareket, ilişki, dil ve dönüştürme becerilerini geliştirmeleri gerekiyor. Kendi özgüveni düşük bireylerin düşük özgüvenli çocuk yetiştirme olasılıkları daha fazla.”

 

İlk hedefimiz kendi özgüvenimizi geliştirmek olmalı. Çocuklar özgüveni yetişkin ebeveyn ve öğretmenlerin yanında coşacaklardır.

Nurdoğan Arkış

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git
%d bloggers like this: