ÇOCUĞUM AKILLI OLSUN DİYORSAK

ÇOCUĞUM AKILLI OLSUN DİYORSAK
28 Haziran 2018 tarihinde eklendi

Aklı başında her anne baba çocuğunu yaşama hazırlamak ister; onun güçlü, saygıdeğer, kendisine yeterli bir yetişkin olarak hayatını sürdürmesini ister.

O nedenle en iyi okula gitmesi, en saygın mesleği edinmesi için ellerinden geleni yapar.

 

Çocuklarını kendi ayakları üstünde güçlü bir kişi olarak görmek isteyen anne babalar, çocuklarının aklının gelişmesine önem vermeli ve davranışları, hal hareket ve sözleriyle çocuğun düşünme yeteneğinin farkında olduklarını, çocuğun anlama çabasına saygı duyduklarını belirtmelidir.

Bir anne ve babanın çocuğun aklına saygı duyduğunun gerçek testi çocuk bir düşünme ve anlama hatası yaptığında ortaya çıkar. Çocuk doğru düşündüğü ve doğru davrandığında onu takdir etmek hiç zor değildir; anne babanın olgunluğu çocuk hata yaptığında ortaya çıkar.

 

Düşünme ya da algılama hatası yaptığında onu düzeltirken öyle bir tavır takınabiliriz ki çocuğun bağımsız düşünme çabasını ezebilir ve onu küçük düşürebiliriz.

Böyle bir anne baba tavrı çocuğu düşünmekten soğutur; düşünme hatasının alay edildiği aile ortamlarında çocuk çekingen ve içe kapanık biri haline dönüşür.

Hata yaptığı durumları sakinlikle karşılarsak, çocuğun bu sonuca nasıl ulaştığıyla ilgilenirsek, düşünme gayretine dikkati çekersek, çocuk hatayı nerede yaptığını görmeye daha açık hale gelecektir.

 

Tabii bunu yapabilmek için çocuğun düşünme sürecine değer vermemiz gerekiyor; ulaştığı sonuçla ilgilenir, o sonucun yanlışlığı ya da doğruluğundan başka hiçbir şeye değer vermezsek, çocuk düşünmenin değerini anlayamaz.

“Doğru düşünce” peşinde olan anne baba çocukta düşünme yetisini geliştiremez; doğru düşünceyi çocuğun gırtlağından aşağı tıkan aile ortamı, ya da düşünmeyi öğretmekten ziyade “doğru”yu dayatan eğitim ortamı, çocuğun kendine güveninin temeli olan “ben düşünebilen, olayları değerlendirerek işime yarayacak kararlar veren biriyim” duygusunun gelişmesini engeller.

Sadece engellemekle kalmaz, kendine güveni olmayan, hayatı anlayamayacağını, kendi yaşamını yönetmeyeceğini düşünen karamsar, aciz bir insan yetiştirir.

Aklına güvenen insan yaşamdan korkmaz; karşısına sorunlar çıktıkça bir yolunu bulup onları çözebileceğine inanır. Bu inanç onun kendine güveninin temeli olur.

 

Anne babaların “yetişkin doğruları” vardır, ama çocuğunda “çocuk doğruları” olacaktır. Çocuğun bir süre çocuk doğrularla yatıp kalkmasına birçok anne baba izin vermez.

İşte burada gerçek anne babalık sanatı yatar. Önemli olanın düşünmeye gayret etmek, aklını kullanmaya çalışmak, verilerle düşünmek, verdiği kararı yeniden gözden geçirebilmek olduğunu unutmayan anne baba sabırla, gülümseyerek, sevgi ile çocuğuyla bir sohbet kurar. Bu sohbet içinde çocuk vardığı doğrulara nasıl vardığını gözleme imkanı bulur.

 

Birkaç örnek verelim:

 

  1. Anne kızına bir şey yapmasını söylüyor, ama yeteri kadar açıklama yapmıyor. Kız anlamayıp şaşkın bakınca, “kafasız, hiçbir şeyi anlayamıyorsun,” bakışıyla bakıyor. Kızın içi çok kırılıyor.

 

  1. Çocuk öğretmenden farklı düşünüyor. Anne konuşmadan öğretmenden yana oluyor ve çocuğu eleştirmeye başlıyor.

 

  1. Baba sinirli ve gergin. Çocuğun bir şeyi yanlış yaptığıyla ilgili bir ima var; ama hiç kimse çocuğun neyi yanlış yaptığını söylemiyor. Sormasına izin verilmiyor; ima edilen anlam, herkesin gördüğü bir gerçeği onun anlayamayacak kadar salak olduğu. Bu kadar akılsız olduğuna göre anlatmanın da bir anlam taşımayacağı.

 

Çocuk sorunları anlayarak çözmeyi istemenin cezalandırıldığı bir aile ortamında öğrenemez; çocuğun düşünmeyi sevmesi ve düşünerek çözüm üretmesi için aklının ödüllendirilmesi gerekir.

 

Doğan Cüceloğlu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git
%d bloggers like this: