Bir şeyin ne kadar sadeyse o kadar güzel olduğunu sonradan anladım

Bir şeyin ne kadar sadeyse o kadar güzel olduğunu sonradan anladım
11 Haziran 2018 tarihinde eklendi

Tuna “süs zenginlik demektir, di’mi anne?” diye sordu geçen gün.

Böyle sorularla gel, canımı iste durumu. Dedim “Yok yavrum değildir. Ama aç biraz, ne demek istedin, anlat.” “Yani çok süslüysen, çok zenginsindir.

Araban çok güzelse, zenginsindir.

Bazı evler daha güzel görünüyor, daha süslü. Yani zengin…

” Böyle gidiyor örnekler. Dedim “Bir de sadelik diye bir şey var Tuna.

Asıl güzellik ve zenginlik bana göre orada.

Büyüyünce anlayacaksın.

Ben de çocukken böyle düşünüyordum.

Bir şeyin ne kadar sadeyse o kadar güzel olduğunu sonradan anladım. Sana bunu örneklerle gösteririm ilerde.

” Sonra Selen Baranoğlu’nun Basit ve Mutlu Yaşam kitabı aklıma geldi.

Benden arka kapak için birkaç cümle istemişti. Ben de şunları yazmıştım. “Yaptığımız çoğu zaman, bütün zarafeti ve letafetiyle karşımızda duran kar beyaz güvercinin boynuna, sırf daha güzel dursun diye boncuk asmak…

Selen Baranoğlu’nun derdi o boncukla aslında.

Diyor ki zaten güzel, zaten yeterli; ne gerek var boncuğa?

Sade bir yaşam öneriyor Selen, sade, basit, mutlu ve kendi güzelliğinde bir yaşam.

Ben de bunu soruyorum sık sık kendime.

Sahi, gerek var mı rengârenk tavus kuşunun alnını kınalamaya?”

Burası çocuk odamız, bir oda için gerekli her şey var, daha fazlası tavus kuşunu kınalamak…

Oyuncu Anne Şermin YAŞAR

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git
%d bloggers like this: