BENİ NEDEN DİNLEMİYOR Kİ!

BENİ NEDEN DİNLEMİYOR Kİ!
28 Mayıs 2018 tarihinde eklendi

Eğer eşiniz, sevgiliniz, anneniz kardeşiniz ya da çocuğunuz, hep aynı hataları yapıyorsa, gerçekleri göstermeye çalıştığınız halde bir türlü anlamıyorsa, tüm çabalarınıza rağmen sesiniz ona ulaşmıyorsa, aşağıdaki konuşmaya bir göz atın.

 

Adam eve gelir. Kadın kapıyı açar.

Kadın: “Neyin var hayatım canın sıkkın gibi”

Adam: “Yok bir şey hayatım yorgunum”

Kadın: “Bu halin yorgunluğa pek benzemiyor… bir şey olmuş gibi”

Adam: “Yok bir şey, biraz başım ağrıyor, dinlensem geçer”

Kadın: “Var sende bir şey… Anlat hadi …Hem rahatlarsın biraz”

Adam: “Abim geldi bugün şirkete”

Kadın: “Yaa… hayırdır, yine ne istiyormuş”

Adam: “Bir şey istediği yok da…”

Kadın: “Bir şey istemese gelmez o senin yanına, kesin yine bir şey istemiştir.”

Adam: “Kredi kartı borcunu ödeyemiyormuş da”

Kadın: “Eeee”

Adam: “Öyle işte, bir yerden alacağı varmış alamamış, eğer bugün ödeme yapmazsa haciz gelecekmiş, ödemesi gelinceye kadar biraz paraya ihtiyacı varmış”

Kadın: “Sen ne yaptın peki”

Adam: “İhtiyacını görecek kadar biraz yardım ettim… Haftaya parası gelince verecek”

Kadın: “Ne yaptın ne yaptın! Para mı verdin yine abine!”

Adam: “Merak etme hayatım… sadece bir haftalığına… nasıl olsa alacaklarını tahsil edince geri verecek”

Kadın: “Demek haftaya verecek ha…. Çıkmaz ayın son haftası verir herhalde… canım buna nasıl inanırsın. Hem de ödemediği bir sürü borcu dururken. Nasıl yaparsın böyle bir şey. Ben burada üç kuruş para arttırmak için ne fedakarlık yapıyorum, sen gidip abine borç veriyorsun. Ben sana ne diyeyim şimdi, nasıl borç verirsin bu adama, ödemediğini biliyorsun, ben anlamıyorum, insan bir hatayı kaç kere yapar…”

Adam: “Ne yani bırakayım da haciz mi gelsin, iki tane küçük çocuk var evde, onların ne suçu var.”

Kadın: “Senin de evde iki tane çocuğun var, yeğenlerini düşüneceğine otur da önce kendi çocuklarını düşün, onların rızkından kesip abine veriyorsun”

Adam: “Nerden nereye geldin yine… ne kadar abartıyorsun… haftaya verecek diyorum… neden uzatıyorsun”

Kadın: “Bekle verecek… daha çok beklersin… daha önce aldıklarını ödedi mi… bir düşünsene… ama senin için varsa yoksa abin tabi ödeyip ödememesi fark etmez… ben burada evde bir şey eksik desem bin dereden su getirirsin”

İşte size bir kördüğüm… bu konu saatlerce böyle uzayıp gidebilir.

 

Bu noktadan sonra, adam en iyi ihtimalle karısı tarafından anlaşılacağı umudunu kaybeder ve kendini kapatır, iletişimi keser.

Eğer adam geri çekilirse ve kendini iletişime kapatırsa kadın konuşmaya uzun bir süre daha kendi kendine de olsa devam eder.

“Zaten ne zaman beni dinledin ki… Hayatın boyunca bir kere beni dinlesen, bak neler olurdu hayatımızda… Bir kere diyorum bir kere de beni dinle…. Her seferinde haklı çıkmaktan yoruldum artık… ve biliyorum yine haklı çıkacağım… bu para da gitti bak görürsün…Ama yok dinlemezsin…. Senin için varsa yoksa abin zaten. Ben sana ne diyeyim başka…..”

Hep aynı hatayı yapan kocasına bir türlü laf anlatamayan kadın kendini ikinci plana atılmış hisseder. Eşinin öncelikleri arasında kendine yer bulamamıştır. Küskünleşir. Bir taraftan da öfkelidir. Eşi aile bütçelerine zarar vermektedir, kendi harcamadığı para abiye gitmektedir.

Buradaki kötü ihtimal, karısının söylenmesine daha fazla dayanamayan erkeğin, kendisini anlamayan karısına bağırıp, hakaret edip, kötü ve ağır sözler söylemesidir.

En kötü ihtimalse elbette kavga uzayıp gittikçe öfkesi artan adamın, kendi yetersizliğini ve sorununu çözme konusundaki yetersizliğini sürekli yüzüne vuran kadına şiddet uygulayarak, aslında o kadar da güçsüz olmadığını ispat etmeye çalışmasıdır.



BENİ DİNLEMESİNİ NASIL SAĞLARIM?

Çocuklar derslerini dinleyip anlamazlarsa, sınavda soruları doğru cevaplayamaz,
Doktor hastasını dinleyip anlamazsa, teşhisi doğru koyamaz,
Kuaför müşterisini dinleyip nasıl bir saç modeli istediğini anlamazsa, istenilen saçı yapamaz.

Eğer doktorunuzun sizi anlamadığını düşünürseniz onun ameliyat önerisini kabul eder misiniz?

O halde doğru anlaşıldığından emin olmayan eşiniz, sevgiliniz, çocuğunuz, anneniz, kardeşiniz de sizin öneri ve tavsiyelerinizden etkilenmeyecektir.

İletişimin temeli dinlemek ve anlamaktır. İnsanlar anlaşıldıklarından ve hatta doğru anlaşıldıklarından emin olmadan, kendilerine sunulan önerileri dinlemezler. Ve insanlar anlaşılmadıklarını hissettikleri an kendilerini kapatırlar. Sonuçta anlamayı başaramayan birinin doğru çözümler sunabileceği inandırıcı değildir.

İnsanlar gerçekten anlaşıldıklarını hissettikleri an ona vereceğiniz her tür öneriye açık hale gelirler. Aksi halde ne yaparsanız yapın sizi dinlemezler.

Birini etkilemek istiyorsanız önce onu anlamanız gerekir. Oysa biz, iletişim kurduğumuz insanlar tarafından önce anlaşılmak isteriz. Diğerini etkilemek için sürekli konuşuruz ama pek az dinleriz. Anlaşılma derdine düşer, anlamayı unuturuz.

“Her yolu denedim, güzellikle anlattım olmadı, bağırdım çağırdım yine olmadı, ağladım yalvardım, rica ettim yine olmadı” diyerek, en sonunda anlatmaktan ama anlaşılamamaktan yorgun düşer, çaresizlik içinde kalır ve kendimizi çok yalnız hissederiz.

Atalarımız “çok bilen çok yanılır” demiş. Dünyanın sizin bildiklerinizle, sizin kafanızın içindekilerle sınırlı olduğunu düşünürseniz, diğerinin içinden geçenleri asla anlayamazsınız. Her şeyi bildiğinizi varsaydığınızdan onu dinlemezsiniz.

İnsan ilişkilerinde başarılı olmak istiyorsak “Tek bir şey biliyorum o da hiçbir şey bilmediğim sözü”nü aklımızdan çıkarmamalıyız. Diğeri bir sorununu anlatmaya başladığında sakince, akıl vermeden, sözünü kesmeden, bütün kalbimizi açarak sabırla dinlemeliyiz. Eğer kafamızdaki kalıplardan sıyrılarak, zaten cevabı bildiğimiz önyargısından uzak bir şekilde dinlersek diğerini anlayabiliriz. Eğer tüm kalbimizle birini dinlersek karşımızdaki kişi anlaşıldığı hisseder.

Birisine anlaşılmış olduğunu hissettirirseniz ona çok büyük bir armağan vermiş olursunuz. İnsanları etkilemek ve yön vermek istiyorsanız önce onları anlamalı ve anladığınızı hissettirmelisiniz. Hiç kimse onu anlamayan birisinin önerilerine inanmaz ve güvenmez. Doğru cevaplar vermek için soruyu doğru anlamalıyız. Anlamak için de çok iyi dinlemeliyiz.

Tülay KÖK

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git
%d bloggers like this: