Çocuğunuza Başetmeyi Öğretmeniz Gereken 7 Duygu

Çocuğunuza Başetmeyi Öğretmeniz Gereken 7 Duygu
21 Mayıs 2018 tarihinde eklendi

Öfkelenmek, hayal kırıklığına uğramak gibi rahatsız edici duyguları hiç birimiz tatmak istemeyiz. Bu duyguları mümkün olsa tamamen ortadan kaldırırdık. Fakat maalesef ki böyle bir şey mümkün değil. Çocuklarımızın da rahatsız edici duyguları tatmasını istemeyiz ve bu duygulardan etkilenmemesi için elimizden geleni yapmaya çalışırız. Ancak bu çocuk için yararlı bir şey değildir.

 

Çocuğun sağlıklı bir gelişim gösterebilmesi için rahatsız edici duyguları deneyimlemesi ve baş etmeyi öğrenmesi gereklidir. Aksi takdirde gelecekte yetişkinlik dönemleri onlar için çok daha sancılı geçecektir. Her çocuk zamanı geldikçe öfke, acı, hayal kırıklığı gibi duyguları tadacaktır.

 

Yapmamız gereken rahatsız edici duyguların var olduğunu kabul etmek ve çocuğumuza bu duygularla nasıl baş etmesi gerektiğini düzgün bir biçimde ifade etmek, yardımcı olmaktır.

 

Çocuk büyüdükçe rahatsız edici duyguları daha yoğun biçimde hissetmeye başlar, erken yaşlarda çocuğa duygularıyla baş etmeyi öğretmek ileride zorluklara adapte olabilmesini ve onların üstesinden gelebilmesini kolaylaştırır.

 

Peki bu rahatsız edici duygular nelerdir? Sinirlenme, endişe, üzüntü, sıkıntı, öfke, hayal kırıklığı ve suçluluk.

 

Rahatsız edici bu 7 duyguyla baş edebilmesi için çocuğunuza nasıl yardımcı olabilirsiniz?

 

Sinirlenme:

Çocuk oyun oynarken, yapboz yaparken, ödevini yaparken başarısız olduğunda sinirlenebilir. Çocuğunuz sinirlendiğinde ona yardımcı olmayı istemeniz gayet doğal bir harekettir. Ancak çocuğun bu durumla nasıl başa çıkılabileceğini kendi başına öğrenmesi gerekir. Yani çocuğunuz ödevini yapamadığında onun yerine sizin yapmanız doğru değildir. Bunun yerine onunla konuşarak sakinleştirmeli ve kendi başına çözüm bulabilmesi için cesaretlendirmelisiniz. Bu yaptığınız, çözüme ulaşabilmesi için ilk adım olan sakinleşme aşamasını aşmasına yardımcı olacaktır ve çocuk sakinleştiğinde çözüme daha rahat odaklanabilecektir.

 

Unutulmamalıdır ki, çocuğunuz her yeni zorlukla karşılaştığında yanında olamayacaksınız. Eğer çocuğunuza sürekli yardım ederseniz bu öğrenilmiş çaresizliğe sebep olur. Yani çocuk bir problemle karşılaştığı zaman sürekli yanında ona birilerinin yardımcı olmasını bekler ve kendi başına başarabileceğine inanmaz.

 

Endişe:

Çocuklar hangi durumlarda endişeli hissettiklerini bilebilmeli ve ne tür olayların kendilerini endişeli hissetmesine neden olduğunu öğrenebilmelidirler. Ancak bu şekilde endişeleri ile başa çıkabilirler. Çocuğun endişeye sebep olan korkuları ile yüzleşmeyi öğrenmesi gerekir. Ebeveynler bunun için çocuklarının ne hissettiğini anlamasına yardımcı olmalıdır, duygularını dile getirebilmesine ve gerekirse ‘Arkadaşının oyuncağına zarar verebileceğini düşündüğün için endişelisin, anlıyorum.’ gibi cümlelerle onun için hislerini dile getirerek yardımcı olmalıdırlar.

 

Endişeyi bastırmak, göz ardı etmek hiçbir işe yaramaz. Endişeye neyin sebep olduğunu tanımlamalı ve onunla nasıl baş edebileceğini öğrenmeliler.

 

Üzüntü:

Üzülmek hayatımız boyunca sürekli yaşadığımız duygulardan birisidir ve yaşadığımız olayların sonucu karşımıza çıkması gayet doğaldır. Biz yetişkinler gibi çocukların da zamanı geldiğinde üzüntüyü tatması gerekir. Bu yüzden çocuğa hayat güllük gülüstanlık gibi göstermeye çalışmak doğru değildir. Eğer üzülmesine sebep olan şey doğal bir durumsa bırakın çocuğunuz biraz üzülsün. Ancak üzülerek kendisi ve duyguları hakkında sağlıklı bilgiler edinebilir ve bununla baş etmeyi öğrenebilir.

 

Sıkıntı:

Sıkılmak hepimizin hayatının bir parçasıdır. Özellikle çocuklar çok sık sıkılırlar. Çocuk her sıkıldığında onun adına ebeveyninin ne yapması gerektiğini ona göstermesi, onun adına çözüm bulması doğru değildir. Aslında sıkılmak düşünüldüğü kadar kötü bir his değildir. Çünkü çocuklar ancak sıkıldıkları zamanlarda yaratıcılıkları devreye girer ve kendilerini oyalayacak yeni bir şeyler aramaya başlarlar. Yani sıkıntı yaratıcılığı tetikler diyebiliriz.

 

Öfke:

Öfke onunla nasıl başa çıkabileceğimizi bilemediğimiz zamanlarda tehlikeli bir hal alır. Öfkeye saldırganlıkla tepki verilmemelidir. Öfkelenildiğinde biraz durup beklemek, derin derin nefes almak, 10’a kadar saymak gibi yöntemleri kullanarak sakinleşmeye çalışmak hem çocuklar hem de yetişkinler için doğru yöntemlerdir. Böylece öfkemiz dindiğinde sakin bir şekilde sorunumuza odaklanabilir ve çözüme daha rahat ulaşabiliriz.

 

Hayal Kırıklığı:

Bir çocuk çok basit sebeplerden hayal kırıklığına uğrayabilir. Örneğin, oyuncağının pilinin bitmesi, evde çikolata kalmaması, babasının geç kalması, en iyi arkadaşını okulda görememesi gibi… Hayal kırıklığı hayatımız boyunca tecrübe edeceğimiz en sık duygulardan birisidir ve çocukların bu duyguyla nasıl başa çıkabileceğini öğrenmeleri gerekir. Çocuk hayal kırıklığına uğradığında sürekli onun için telafi etmeye çalışmak, çocuğun gelecekte bencil bir birey olmasına neden olur.

 

Suçluluk:

Eğer bir çocuk yanlış bir şey yaptığında sürekli olarak mazereti kabul edilir ve davranışının sebep olduğu durumu çözmezse yani sorumluluğunu almazsa başka insanlara zarar verebileceğini öğrenemez. Çocuklar hatalarının başkalarını da etkileyebildiğini ve özür dilemenin ve mazeretlerin bunu değiştirmediğini öğrenmelidirler.

 

Çocuğa bunu öğretirken onu utandırmadan, yapıcı olarak, hareketlerinin sonuçları olduğunu ve olumlu ya da olumsuz bu sonuçlarla başa çıkabilmesi gerektiğini göstermek gerekir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git
%d bloggers like this: