Yanlış bir evlilikten korkuyorum…

Yanlış bir evlilikten korkuyorum…
10 Nisan 2018 tarihinde eklendi

Yanlış bir evlilikten korkuyorum. Sağımda solumda öyle mutsuz evlilikler var ki. Evliliklerini mutlu bir şekilde sürdürmeye değil katlanmaya çalışıyorlar.

 

Eski sevgilim beni hiç kıskanmıyordu hocam. Bu bir tahmin değil. Ona tekrar tekrar sordum ve aynı cevabı aldım.

Bu soruyu hayretle karşılayıp, “Ben seni kıskanmıyorum, sana güveniyorum,” derdi.

 

Başlarda çok üzerinde durmadım. Çevremde çok sevdiğim, kimi zaman bana kardeş kimi zaman da abi olan iki tane erkek arkadaşım var. Onlar eski sevgilimin arkadaşları değildi ve, “Sevgilin bizi kıskanmıyor mu?” diye soruyorlardı. Ben de hayır kıskanmıyor dediğimde sevgilimin beni sevmediğini söylerlerdi. “Seven insan kıskanır” klişesi var ya… Onu deyip, “Normal değil bu. Bu çocuğun seni sevdiğine emin misin?” diye irdeliyorlardı. Onlar da beni korumaya çalışıyorlardı kendi algı çerçevelerinde, bu sebeple onlara hiç kızmadım. Ne var ki sürekli duyunca içime kurt düştü.

 

Eski sevgilime bir gün sordum: “Tamam sen bana güveniyorsun. Çevremde arkadaş diye görüştüğüm biri ya benden hoşlanırsa. O zaman da mı kıskanmazsın?”

Verdiği cevap şu oldu: “Olabilir. Sen ona gerekli cevabı verirsin. Senin nasıl davranacağını biliyorum, en azından tahmin ediyorum. Dolayısıyla kıskanmamı gerektirecek bir durum yok.”

 

Hiçbir şey diyemedim. Öylece baktım. Bildiğim, öğrendiğim kalıptan ayrı bir şeydi bu dediği. Bir yanım evet haklı derken; diğer yanım yine de kıskansa iyi olur diyordu.

 

Hocam kitaplarınızda bahsediyorsunuz ya Korku Kültürü diye. Ben ve arkadaşlarım Korku Kültürü’nün bizde oluşturduğu kalıba göre düşünüyorduk. Sevgilimse o Korku Kültürü’nde değildi.

 

Tabi ben bunu çok sonra fark ettim. Konuşarak ayrıldık. Birbirimizi kırmadan, kavgalar etmeden, birbirimizi anlayarak ayrıldık. Sebep ise farklı yaşam danslarımız vardı ve uyum sağlayamadık birbirimize.

 

Hocam hâlâ haberleşiriz. Bir gün ‘Whatsapp’ profilime şu bahsettiğim iki arkadaşımla olan fotoğrafımı koydum. Eski sevgilim fotoğrafı görmüş ve mesaj attı. Dedi ki: “Hani sürekli bana, kıskanmıyor musun, diye soruyordun ya. Kıskanmadığımı söylüyordum. Şu an seni kıskanıyorum, çünkü yanımda değilsin!” Yine bir şey diyemedim. Hocam işte o an beni gerçekten sevdiğini hissettim.

 

Kıskanmak bir ölçüt değil, “Seven insan kıskanır” yorumu doğru değil. Seven değil sahip olmak isteyen kıskanır. Sevmek… sahip olmak… Çok farklı şeyler.

 

Daha sonra flörtleştiğim biri oldu. Yolda selamlaştığım cinsiyeti erkek olan tüm arkadaşlarımdan kıskanıyordu. Sevgilim olmamasına rağmen bakışlarıyla zaten ya beni hapsediyor ya karşı tarafa gözdağı veriyor ya da kendini yiyip bitiriyordu.

 

Ben artık sevmekle kıskanmanın apayrı kavramlar olduğunu düşünüyorum. Kıskançlığın altında yatan çok çeşitli dinamikler olabilir: güven eksikliği, bağlanma problemi, özgüven eksikliği… Ama bu dinamiklerden biri kesinlikle sevmek değil.”

 

Korku Kültürü ile Değerler Kültürü arasındaki farkı çok net ortaya koyduğu için bu mektubu kitaba aldım. Evet, bir insanın duygularını onu korkutarak denetlemeye çalışıyorsanız, hapishane gardiyanından farkınız kalmıyor.

 

Eşini kıskanan kadın ya da erkek, eşini tutsak kendisini de bir gardiyan durumuna düşürdüğünün farkında mı?

Doğan CÜCELOĞLU

(Evlenmeden Önce – sayfa 164, 165, 166)

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git
%d bloggers like this: