Çocuklarımıza Biraz “Kıyalım”

Çocuklarımıza Biraz “Kıyalım”
25 Mart 2018 tarihinde eklendi

Bu yaz gerçekleştirdiğim Amerika seyahatimde, ülkenin önde gelen Harvard, MIT, North Eastern gibi üniversitelerini gezme fırsatı buldum. Bu gezilerim sırasında hem okul kampüslerini görüp üniversiteler hakkında detaylı bilgi aldım hem de öğrencilerle konuşma fırsatı elde ettim. Öğrencilerin hepsinin çok çalışkan ve başarılı olmalarının ötesinde bir ortak nokta vardı; çok yönlü olmaları.

 

 

 

Harvard’da bir öğrenci, okulun 3 ayrı kulübünde aktif olarak çalıştığını belirtti. MIT’deki öğrenci inanılmaz hitabet yetisinin yanı sıra profesyonel olarak su topu oynuyordu. North Eastern’da yeni mezun olmuş olan genç kız, bütün yazlarını Afrika’dan Avrupa’ya, dünyanın dört bir yanında, farklı uzmanlık alanlarında alışarak geçirmiş, sonrasında da okulun TV kanalını kurmuştu.

 

Bunlar örneklerden sadece birkaçı… Bunları çoğaltmak çok mümkün; zaten en prestijli üniversitelere kabul almanın en önemli kriteri, not ortalamasından sonra, sosyal aktivitelerde bulunuyor olmak. Liseden itibaren, bizdeki gibi 3 ay hiçbir şey yapmadan tatil yapan genç bulmak neredeyse imkansız; ya sosyal sorumluluk projesi yapıyorlar ya çalışıyorlar ya da hobi olarak sürdürdükleri aktivitelere ağırlık veriyorlar, veya çeşitli uzmanlık alanlarında ya da akademik konularda gerçekleştirilen yaz kamplarına katılıyorlar.

 

Bu sayede, okulda öğrendikleri bilgiyi gerçek hayatta uygulamakla kalmayıp, birçok konuda deneyim sahibi oluyor. Süreç sonunda ise daha lisede iken, ne istediğini ve istemediğini bilen, gelecekleriyle ilgili gerçekçi plan yapabilen bir duruma geliyorlar.

 

“Ülkemize dönüp baktığımızda ise bir genç için tatil demek; dinlenmek, gezmek, tozmak, yan gelip yatmak, hiçbir şey yapmayıp derslerden, çalışmaktan, işten güçten uzak kalmak demek…”

 

Elbette dinlenmek, gezmek çocuklarımızın hakkı; ancak 3 ay gibi uzun bir süreyi sadece bu şekilde geçirmek, gençlerimizin kazanımlarını ciddi ölçüde engelliyor. Bir Amerika seyahatimde ise MIT’de araştırma yapan, Harvard’da ders veren ve başarılarından dolayı son dönemde gerek gazetelerde gerekse sosyal medyada sıklıkla karşımıza çıkan genç bilim insanı ile bir araya gelme şansım olmuştu.

 

Ona şunu sordum; Türkiye’den Amerika’ya okumaya giden öğrencilerde geliştirilmesi gereken, eksikliği hissedilen bir konu var mı? Verdiği cevap aynen şöyle oldu; ‘’Türkleri Amerika’da çok seviyorlar. Türkler, çok çalışkan ve sorumluluklarının bilincinde. Aldıkları görevi mutlaka yerine getiriyorlar ancak, tek yönlüler; hayatlarında sadece ders var, ders dışı konularda çok eksikler…’’

 

Oysa ki gençlerin gelişimini, zenginleşmelerini ve hayatı tanımalarını sağlayan şeyler ders dışı aktiviteler, deneyimler, hobiler, sosyal sorumluluk projeleri değil mi? İleride onlara kapılar açıp, hem özel hem de iş hayatlarında ilerlemelerine olanak sağlayacak olan, okullarda okutulmayan ancak kesinlikle öğrenilmesi gerekenler arasında ilk sıralarda yer alan 21. Yüzyıl yetkinlikleri değil mi?

 

Türk insanının içine fazlaca işlemiş olan korumacı tutumumuzdan vazgeçip, çocuklarımıza biraz ‘’kıysak‘’, okuldan mezun olup iş dünyasına, gerçek hayata adım attıklarında sudan çıkmış balığa dönmemelerine ve asıl kıyımdan koruyacağımıza kendimizi bir inandırsak, her şey çok daha farklı olmaz mıydı?

 

Bizim çocuklarımızın onlardan ne eksiği var? Eksiği yok, fazlası var aslında. Yeter ki onlara fırsat tanıyalım, yol gösterelim, potansiyellerini ortaya çıkarmaları için teşvik edelim. Kısaca biraz ‘’kıyalım’’ çocuklarımıza…

blog.classloom

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git
%d bloggers like this: